Marmaris’in ara sokaklarında bir köfteciye giriyorsunuz. İçeride sizi karşılayan güler yüzlü bir adam… Elinde çay bardağı, parmaklarının arasında sigarası, gözlerinde yaşanmışlığın sıcaklığı.
Tanışın; Atalay Bey. Emekli bir matematik öğretmeni. Bugünlerde köfteci dükkanında kasada oturuyor, garsonluk yapıyor. Ama bu sadece görünen yüzü…

Atalay Bey’in meslek hayatı Türkiye’nin doğusunda başlıyor. Zor şartlarda ama büyük bir tutkuyla eğitim vermiş. “O zamanlar zor ama öğretmenlik başkaydı,” diyor. 10 yıl boyunca köy okullarında çocuklara matematik öğretmiş.
Sonrasında tayinle Marmaris’e geliyor. Bu kez sınıfın dışına çıkıyor, okullarda yöneticilik yapıyor. Disiplinli ama öğrenci dostu biri olarak tanınıyor. Onun için okul sadece bir bina değil, bir yaşam alanı olmuş hep.
Emeklilik, çoğu insan için bir durak. Ama Atalay Bey için yeni bir başlangıç. “Kahveye gitme kültürüm yok, o yüzden buradayım,” diyor. Aslında bu bir bahane belki de… İnsanlarla iç içe olmak, hayatı seyretmek ve paylaşmak onun en büyük tutkusu.
Atalay Bey, bize hayatın öğretmenlikle sınırlı olmadığını; her insanın, her yaşta yeni bir rol üstlenebileceğini gösteriyor. Onun hikâyesi, sade bir çayın ve bir tabak köftenin ötesine geçen bir yaşam öyküsü. Belki de…
Marmaris’e yolunuz düşerse, Taşardı Köfte’ye uğrayın. Bir çay için, bir sigara dumanı eşliğinde sohbet edin. Çünkü bazen bir öğretmenden hayata dair en önemli dersi, sınıf dışında alırsınız.
Taşardı isminin nereden geldiğini soruyoruz Atalay beye…
”Patronlarının Kahramanmaraş’tan geldiklerini, açtıkları lokantanın arkasında büyük bir kayanın olduğunu bu nedenle Taşardı – taş arkası manasında – ismini verdiklerini anlatıyor. Sonrasında ise bugünkü konumuna taşındıklarını” belirtiyor. Kayanın arkasındaki dükkana ise “Taş Arkası” adında yeni bir köfte salonu açıldığını gülerek ifade ediyor.